1 Mart 2013 Cuma

NİHİLİST, Hikmet Temel Akarsu

NİHİLİST, Hikmet Temel Akarsu
NİHİLİST
Hikmet Temel Akarsu
Valla nereden başlayayım ne diyeyim kesitremiyorum. Sussam gönül razı değil, konuşşam tesiri yok -ki fuzuli bir zat'ın kitabına yorum yazmak gibi olacak bu. Ama kendimi tatmin edebilirim...

Bu yazar, 80'lere takılmış; Cüney Arkın mı yener Bruce Lee mi yener tadında sorularla gününü geçirmiş ve ara ara elindeki sıyrılmış sopayla Hi-Men diye bakkalın çırağını dövmüş; dar taytlar ile ayna karşısına geçip en yükseğe bacak kaldırmış ve tiratını en etkili üslupla söylemeye çalışmış; ve hatta zaman zaman doğrulara umulmadık şekilde parmak basmış ancak dar taytın citizen(!) üstünde o lahza(!) bıraktığı tesir ile alay edilmiş; "İstanbul seni bir gün yeneceğim" repliğini, "Ey Türk Edebiyatı! İçine edeceğim" demiş ve nihayete ermiş ve yine "ve hatta" dememe sebep olarak, kankaları "yürü be Temel" demiş ve tüm bu ihtimaller ile saya döke ağlaya ağlaya bu günlere gelmiş olabilir -ki bu olabilitenin verdiği gazla, yaza yaza son olarak bu onüçüncü romanı Nihilist'i yazmış, sevgili Hikmet Temel Akarsu. İhtimaller böyle olsa da, yazar on üç roman yazmış, dile kolay... 

Kandım on üç romanın hatrına aldım elime Nihilist (Reddedilenlerin Risaleleri) adlı eseri. Eser mi? Teşbihte hata olmaz, "eser" diyebiliriz.

Kitabı almamdaki sebep ikidir; biri yazarın adını ilk kez duymam; ikincisi de kapak resmiyle Nihilist yazısıdır -ki Nihilist kelimesini detaylı örneklerle öğrenmek için iyi bir roman olacağını düşündüm. Yazarın, kitabın arka kapağındaki resmi ve kısa özgeçmişi beni anında itti... Ondan ta ötelere itilmişken yazıyorum bu satırları! Kim ne derse desin bu adamda bir eziklik bir kompleks var ve emin olun bu kitabı alıp okuduğunuzda bunu anlayacaksınız. Okunan ama anlaşılamayan herşey tarafınızca "mükemmel" olacak diye bir kaide yoktur. Herş salakça cümlenin altında derin manalar anlamaya da gerek yoktur. Edebi anlatım ile bodoslama daktilo başına geçmek bambaşka şeyler olsa gerek.

Peki yazar bu kitapta doğrulara dem vurmuş mu? Kesinlikle güzel bir konuya değinmiş. Ama maalesef becerememiş! Farklı olmak, özgün olmak, işte bu benim tarzım diyebilmek adına, güzelim konu batırılmış. Yazık olmuş. 

Bazı kitap okuyucuları gördüm ve hatta bazı insancıklar da gördüm; bir kelime öğrenirler mesela "irrite" kelimesi olsun: o kelimeyi yeni öğrenmişler ya, bir cümle içinde en az iki defa o kelimeyi kullanabilirler. Bu yazar -ki Nihilist okuduğum tek kitabıdır- bu kitapta oldukça farklı bir jargon ile zorlama kelimeler ilave etmiştir cümlelerine. Beş yüz tane bilmediğimiz kelime bu kitapta karşımıza çıkarken, en salakça hatta kelimenin ne olduğunu tahmin edebileceğim bir kaç kelime için dip not düşülmüş ama geri kalanları herkes bilir ya(!) onlar için ayrıca dip not düşülmemiş. Kitaptan şöyle bir cümle vereyim size:

"Sonra da muvaffak olamamış bir Mesih'in arzuhalini, olan biten cümle kötülüklerin encamını ve şol dünyanın menbus ahvalini havarilerime tebliğ etmiş olmanın bahtiyarlığıyla yetinip yeniden gaiplere karışacaktım."

Nedir bu? Bilmem siz de benim gibi bu cümlede bir özenti bir kasıntı sezebildiniz mi -ki cümlenin gerçek anlamından bağımsız bir soru bu. Ben şimdi yazdığı bir romanda kullandığı Osmanlıca kelimelerden ötürü, Namık Kemal'i eleştirebilir miyim? Elbette hayır! Çünkü onun, o dönemin dili böyleymiş. Peki H. T. Akarsu acaba hangi çağda yaşayıp hangi insancıklar için eser(!) üretiyor? Ha, diyecek ki şimdi: "Mesih'in yaşadığı dönemi göz almıyorsun ama". Evet olabilir ama kitap neresinden bakarsak bakalım asla Osmanlı döneminde geçmiyor ;)

Evet farkındayım, kitabın konusuna hiç değinmedim. Değinmeyeceğim de! Çok alıp okumak isteyen varsa, buyursun alsın. Hatta benim okuduğum kitabı vereyim, sayfaların üstüne yazdığım notlarla biraz keyifleri yerine gelir. Zaten kitap "en satılmayanlar" köşesinde duruyordu, kitapçı 3 TL'ye verdi. O sattı kurtuldu!

* Diğer kitap yorumları için tıklayınız.
Yorum Gönder