12 Mart 2014 Çarşamba

Ekmek taş olur bazen...

Bir çocuk taş da atar, tükürür de, bu öldürenin mazereti olamaz; dedik ya çocuktur diye... Kafası yarıla yarıla büyütülen bir kısım neslin, bugün, dün veya gelecekte, hakkını aradığı için öldürülenlere, oh olsun, demelerini de yadırgamamak gerek. Onlar kin, nefret ve vicdansızlıkla büyütülmüşler. Şimdi sizler ne deseniz deyin, onlar için boş laftan öteye geçmeyecektir. Yarın seçim olsun yine aynı partiye oy verecekler, yarın aynı yanlışı yine yapacaklar, yine sadece bu dünyada kendilerinin yaşadığını ve insanların sadece kendileri için var olduğunu düşünecekler. Allah'a yakaracaklar, yetimin hakkını bir yandan yalayıp yutacaklar, öldürecekler, ölenlere, oh olsun, diyecekler. Değişmeyecek yani bunlar. Zor...

Peki ne yapmalı?
Biz tüm bunlara katlanmayı başarmalı, onların bir yandan doğal yollardan ölmesini beklerken, bir yandan da yeni, yepyeni bir nesil yetiştirmeliyiz. Bu yeni neslin yetiştilmesinin önüne geçenlerin önüne geçerek, dur, demesini bilmeliyiz. Savaş, bu bahsettiğimiz kişilere karşı değil, sisteme, bu tip düşüncelere sahip kişilerin üretimini sağlayanlara karşı olmalıdır; algı gücü yükek, hümanist ve akıllı bireylerin yetişmesinin önüne geçenlere karşı olmalıdır bu savaş.

Yitirilenler için ağıt yakmaktan başka yapılacak hiçbir şey yok belki şuanda; ancak hiçbir ağıt da yitirilenleri geri getirmeyecektir, biliyoruz değil mi bunu da?!

Hadi şimdi çocuklarımızı karşımıza alalım -kin, nefret gibi duyguları aşılamadan- aklın yoluyla geleceklerini, yaşayacakları bu ülkeyi nasıl tasarlayabilecekleri doğrultusunda nasihatlar verelim. Ancak öncesinde, bu nasihatlara sıkı sıkıya bizler sarılalım -ki çocuklarımız da inansınlar tüm anlatılanlara.

Tümün hayrına olması adına yapılan eylemlerde yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet diliyorum.

Murat Dicle
Yorum Gönder