23 Mayıs 2012 Çarşamba

YABAN, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

YABAN
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yaban, İstanbul'dan bir köye yerleşen bir adamdır. Köyde onun adı Yaban'dır. Köylüler için, köyden olmayan herkes birer yabandır. Antik Yunan'da, Yunan olmayanlara BARBAR dedikleri gibi. Yaban, I. Dünya Savaşı'nda bir kolunu kaybetmiş bir subaydır. Kendine bağlı er olan, Mehmet Ali'nin köyüne yerleşir.

Ahmet Celal, köylüler için YABAN'sa da, köylüler de Ahmet Celal için yabandır. Ve bu hep böyle gidecektir. Roman, başlı başına öz eleştiriyle dolu. Başlarda, Ahmet Celal, köylülere tiksinerek bakıyor ve sürekli eleştiriyor olsa da, daha sonraları bunu, kendi ve kendi gibi okumuş ve mevkii sahibi kişiler yüzünden böyle olduğuna inanıyor.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanın çıktığı seneler çok eleştirilmiş. Köylüye dil uzatmakla suçlanmış. Elimdeki kitabın ilk sayfalarında, Yakup Kadri bir açıklama yapmış. Bu açıklamayı kitabın ikinci basımında ilave etmiş. Kendisine yapılan suçlamalara karşı, savunmasını yazmıştır. Gayet mantıklı bir savunma. Kitabı okuyup bitirdikten sonra, cehaletin nelere kadir olduğunu sizlerde göreceksiniz. Hoş, bunun için bu kitabı okumanıza hiç gerek yok. Etrafımıza bakacak olursak eğer, Yaban'da geçen kişileri görmemiz mümkündür.

Bu kitabı okumadan, bugünkü politik davranışları onaylayanları anlamak mümkün olmayacaktır. Daha doğrusu, aklı başında kişiler için kabul edilmeyen siyasi hareketin, neden bazıları için kabul edilebilir olduğu konusunda ipuçları yakalayacaksınız. Din müessesesinin, bugün değil ta o vakitler bile korkulacak bir şey olduğunu göreceksiniz. Neresinden bakarsak bakalım, sömürülen hep anadolu köylüsü olmuştur. Bunda onlar kadar bizlerin de suçu var.

Kitapta anlatılan savaş dönemine, köylüler inanmamaktadırlar. Garp ülkeleri, onlar için kurtarıcıdır. Uçaktan atılan kağıtlara inanmaktadırlar. Ama ne Ahmet Celal'e ne de Mustafa Kemal'e inançları vardır. Bugün her iki kişiden biri Mustafa Kemal'in fikirlerine inanıyorsa, kitapta anlatılan dönem de ise neredeyse yüz kişiden biri, Mustafa Kemal'e inanıyordu. Ne garip, hiç görmediğimiz yaratıcıya sonuna kadar inanıyorken, bizden ve bizim için mücadele edenlere inancımız yok. Bir ilüzyon ile bize gösterilenlere ve gözlerimizi kapatanlara inanmaktan vazgeçmeliyiz. 


Yorum Gönder