27 Nisan 2014 Pazar

KUKLA, Ahmet Ümit

KUKLA, Ahmet Ümit
KUKLA
Ahmet Ümit
Oldukça heyecanlı bir roman olmasına karşın, bu romana gerekli özeni gösteremedim, işlerim dolayısıyle. Ahmet Ümit'in diğer romanlarındaki heyecan ve polisiye analizler, yine bu romanda da devam ettirilmiş. Uygun şartlar altında bir çırpıda okunacak güzellikte bir roman.

Hikaye, Susurluk olaylarına da değiniyor, ve bu çerçevede devam ediyor. Adnan, gezetecidir. Doğan ise üvey kardeşidir. Adnan, sol camia taraftarı, Doğan ise, sağ-ülkücü tarafta yer almaktadır. Ülke çapında aranan Doğan, bir şekilde, Adnan ile iletişme geçer. Her şeyden elini eteğini çekmiş gazeteci Adnan, bu buluşmadan memnun kalmaz, ve bir takım olayların içerisine girmek istemez...

İstemez ancak, kader mi yoksa başka planlar mı bilinmez, tam da olayların merkezi haline gelir Adnan.

Severek okuyacağınıza inandığım bir roman bu.

* Diğer kitap yorumları için tıklayınız.


25 Nisan 2014 Cuma

Özlemişim seni...

Gel!..
Şimdi gel, özlemişken seni,
Hemen gel.
Haydi, gel...
Hemen şimdi gel.
Özlemişim seni;
Unut,
Unut her şeyi,
Geleceksen şimdi gel,
Tam seni özlemişken.
Gel...
Hadi, hemen şimdi gel.

- Murat Dicle

Yollarda hülyalara dalarken

Sen hâlâ sevemezken,
Ben seni hiç unutmadım.
Buralarda sen vardın.
Şimdi seni arar oldum,
Sokakaklarda gezer,
Yürüdüğümüz kaldırıma denk gelir;
Ah, işte buradaydık
Der, der, hülyalara dalarım.
Arabalar korna çalar;
Ezileceğim bir gün,
Seni düşünürken;
Yollarda hülyalara dalarken...
Ah, ah, ah...

Biz yollarda şakalaşırken,
Bomboştu sokaklar,
Şimdi yolar dolu,
Korna çalan araçlar var.
Küfredenlerini de gördüm;
Selam ettiler camdan bana hep,
Seni düşünürken,
Yürüdüğüm caddelerde.
Ah, ah, ah...

- Murat Dicle

23 Nisan 2014 Çarşamba

Bugün aklıma gelenler (23 Nisan 2014)

Düşünebiliyor musun?
Okuma, yazmayı bile bana bir öğretmen öğretti;
O kadar cahildim...
Ve düşünebiliyor musun?
Çocuktum ben, Çocuk!
Ve hâlâ çocuk...

(Murat Dicle)

---

23 Nisan, ce eeeeeeeeeeee 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Kitap okuyan, hayatı sorgulayan çocuklarımızın şerefine: Oleyyyyyyy!..

---

"Popülist dostum olacağına, realist düşmanım olsun. En azından düşmanım, "mış" gibi yapmaz..."

22 Nisan 2014 Salı

Felsefe denemeleri (1)

1. HEMFİKİR GÖRÜNME YOKSUNLUĞU

Kişi, doğrudan ve bilinçsiz olarak, karşısındakinin anlatımıyla ortaya konan veya kendinin anlatımıyla ortaya konan fikrin, doğruluğunu kabullenen karşı tarafın sözlerindeki doğrulayıcılığa, kolayca ve karşı çıkmaksızın hemfikir olamaz; bu, kişide, sanki bir çıplaklık hissi uyandırır ve -otomatik örtünme refleksine benzer- aleni olarak hemfikirliliği onaylayamadığı bu konuda, karşısındaki ile hemfikir değimişçesine bilinçsizce bambaşka yollara saparak, yine aynı temelde hemfikir olduğunu apaçık belli eden davranışlar sergiler. Taraflar aynı konuda gerçekte doktrinsel olarak hemfikirdirler, ancak kişi, hâlâ hemfikir görünme yoksunluğu eğilimindedir. Bir çocukla bile hem fikir olunulabilir, bunu kabul etmeli.

2. FARKLI OLMA ADINA SÜRÜ DIŞINDAYMIŞ GİBİ GÖRÜNMENİN TOPLUMA ve/veya BİREYE ZARARLARINI GÖREMEME

Kişi gerçekte, yani rasyonel olarak, toplumun gidişatının iyi yönde olmadığını bilir. Kendisiyle birlikte binlerce kişi de bu gidilinen yönün doğru olmadığını bilir, ve kişi de bu binlerce kişişin varlığından emindir. Ancak kişi, binlerce kişinin düşünce şekliyle düşünmek yerine, daha farklı -ama daha yanlış anlaşılmaya müsait- düşünceler öne sürer -ki binlerce kişinin de aynı yönde hareket ettiğini bildiği halde. Böylece, kişi, daha kolayca ele alınabilecek bir fikri, daha karmaşık ve herkesten farklı olarak dile getirdiğinde, gerçekte, bu fikirler olması gerektiğinden daha yanlış yorumlanabilecektir. Bu yanlış yorumlama içerisinde ise, binler ve binlere bağlı milyonlar, farklı olarak ele alınan bu fikirleri, olması gerektiği gibi değerlendiremeyip, bambaşka şekilde ele alarak, binlerin ve hatta milyonların arzu ettiği fikir yerine, tamamen hatalarla dolu fikirlere sevk edilmesini sağlayacaklardır. Hatalı fikirlerin sağladığı bu yol, popülaritenin de etkisiyle, toplumu bambaşka yollara sevk edecektir. Toplum artık arzu ettiği konumda değil, popülüreritenin yönlendirdiği bir hatalar olgusuna yenik düşecektir. Bu hatalar seramonisi ise, toplumu yok edecektir, ki sadece sarf edilen popülist sözlerin anlamsızlığı içerisinde. Farklı olamak değil, doğru olmak esastır.

( Denemeler / Murat Dicle )