5 Şubat 2013 Salı

HAYVAN ÇİFTLİĞİ, George Orwell

HAYVAN ÇİFTLİĞİ, George Orwell
HAYVAN ÇİFTLİĞİ
George Orwell
Şu dünyada aptal gibi görünmek kadar akıllıca birşey yok derdim ancak şimdi, aptal (cahil) olmak ne mutluluk vericiymiş, diyorum. Öğrenmek acı veriyor insana...

Eflatun'un (Platon) Devlet'i, George Orwell'in 1984'ü ve  yine aynı yazarın Hayvan Çiftliği... Sadece bu üç esere baktığımızda, o dönemlerden bu yana hiç birşeyin değişmediği gibi, yeni bir şeylerin de eklenmediğini öğrendikçe insan üzülüyor. Hala aynı teranelerle kandırlıyor ve yönetiliyoruz. Dalga geçiyor bizi yönetenler ve biz hala uyuyoruz. Bir şey söyleyecek olsak, yönetenlerin koyunlarının sözleriyle bölünüyor, cümlelerimiz...

George Orwell'in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü -ki 1949'da yazılmış-, Thomas More'un -1516'lı yılında geçtiği varsayılan- Ütopya'sına karşı bir hikayedir. More iyimser ve gerçekte olması gereken bir devlet profili çiziyor, Orwell ise "başımıza bunlar da gelecek" kehanetinde bulunuyor. Ancak, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ten önce yazılmış olan Hayvan Çiftliği yine de daha ılımlı. O dönemin -Stalin gibi- büyük liderlerine ve yönetim şekillerine gönderme yapılmaktadır. Bir Peri Masalı alt başlığıyla okuyucuya sunulmuş olan bu eser, kesinlikle bir çocuk masalı değil. Velhasıl, yazar geleceği tahmin etmiş olmalı ki Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü yazmış. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'te, Hayvan Çiftliği'nde olabilecek hemen herşeyin sistemleştirilip, doğal bir şekilde kabullenildiğini ve dolayısıyle insanın evrimleştiği anlatılmaktadır.

Anlatmak istediğim, George Orwell'in Hayvan Çiftliği'ni yazdığı yıllarda, Hitler ve Staline dahası Faşizme gönderme yapıyor olması değil, günümüz Türkiye'sinde bizi yönetenlerin kullandıkları yöntemlerle olan benzerliğine dikkatinizi çekmek istediğimdir. Genel itibariyle Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'te Küresel Kraliyetçilerinin kullandıkları yöntemleri görebilmekteyiz. Hayvan Çiftliği'nde ise daha yerel faşist ideolojilere şahit oluyoruz. Emin olun bu kitabı hiç okumamış biri, okuduktan sonra, Türkiye'nin son yirmi yılını gözden geçirsin, öyle çok benzerlikle karşılaşacak ki...

Yasaların, yönetilenler tarafından pervasızca değiştirilmesi; aksini iddaa edenlerin ustaca kandırılması; ekonominin mükemmel gibi gösterilmesi; fikre karşı çıkanın düşman ilan edilmesi; vuku bulan her türlü olumsuzluğun mesuliyetini düşmanlara yıkılması ve bir çok buna benzer girişimi, hem Türkiye'de hem de Hayvan Çiftliği'nde görmek mümkün. Kitabı okurken, insanın aklı ara ara, Cumhuriyetin kurulduğu yıllara da gitmiyor değil...

Güzel bir roman, kesinlikle okunmalı. Ölmeden okunacaklar listesine eklenecek bir kitap. Ama keşke okumasaydım. Öyle ya da böyle, sonumuz Boxer'dan farklı olmayacak. Belki de bir Benjamin olmak gerek bu dünyada...

* Diğer kitap yorumları için tıklayınız.


Yorum Gönder