19 Ocak 2014 Pazar

AŞK YÜZYILI BİTTİ, Nuran Yıldız

AŞK YÜZYILI BİTTİ, Nuran Yıldız
AŞK YÜZYILI BİTTİ
Nuran Yıldız
İçinde bulunduğumuz yüzyılı ifşa eden bir kitap. Nuran Yıldız, bizlerin gerek aşk, gerek siyaset ve gerekse de iş yaşamızda kendimize sorduğumuz: Niye böyle oluyor? ve hatta, Allah'ım ne günah işledim? gibi soruların kaynağına inmemize olanak veriyor.

Kitabın aşk ile ilgili bölümünü okuduğumda, Hande Altaylı'nın Aşka Şeytan Karışır adlı romanına da açıklama almış oldum. Aşka Şeytan Karışır adlı romanı, toplumu dejenere ettiği yolunda eleştirilerim olmuştu. Oysa, toplum zaten neredeyse bir yüz yıl öncesinden dejenere olmaya başlamış bile.
 
Bu kitap sizi değiştirebilir ya da değiştiğinizi düşünüyorsanız eğer, kendinize çeki düzen vermenizi sağlayabilir. Kitap, size bir reçete sunmuyor, sadece bir teşhiş kitabı bu. Kesinlikle herkesin okumasını salık veriyorum. Ve umuyorum ki, özellikle iş yaşamında, bu kitapta anlatılan yöntemler uygulamadan kalkar.

17 Ocak 2014 Cuma

Başım sıkıştığında

Başım Sıkıştığında
Başım sıkıştığında gel demiştin ya;
Başım sıkıştı preste;
Ama sen yoktun hiçbir yerde,
Çocukların peşine düşmüştün,
Bir de ayakabı kutularının içine.
Seninle görüşeceğiz ahirette:
Soracağım hesabını,
Okumak varken,
Yüz liraya çalışmak ne diye?

Murat Dicle

Gök gibi bulut desenli

Gök, üstüme hiç giyinmediğim bir entari gibi;
Bulut desenli...

Bir şeker görmüştüm bir şeyde:
Bulut gibi;
Beyaz değil, pembe idi...

Ve bir köpek görmüştüm,
Buralardaki gibi başıboş değil;
Güzel bir kadını götürüyordu bir yere,
Boynundaki ipiyle...

Arkasını çevirdim
Ve baktım o şeye:
İlginç bir şey gördüm:
Sordum, domatesmiş,
Kırmızı ve yuvarlak;
İki ekmeğin arasında,
öteki de etmiş;
İlginç, hepsi yuvarlak,
İçinden taşmış
Yeşil bir yaprak...

Baktığım şeydeki şeylerin
Hepsi bana uzak.
Gök gibi,
Bulut desenli bir entari misali...

Murat Dicle

Otur Sevgili

Murat Dicle, ŞİİR, Otur Sevgili
Otur sevgili yanı başıma:
Öylece sessiz ve kımıltısızca otur.
Ses etme, çünkü seni dinledim yeterince;
Kımıldama, hareketlerin batıyor bana.
Otur sadece,
Sindireyim seni
Ve seninle ilgili herşeyi.
Sus!
Dedim ama konuşma.
İndir elini,
Sok cebine.
Bakma ayrıca bana.
Yere de bakma!
İleri bak sadece;
Gidemeyeceğin ileriye,
Benimle...

Bitiriyorum bu ilişkiyi;
Sen bitirmeye yeltenme
Ve sen sırf bu zevki yaşama diye...

Murat Dicle

12 Ocak 2014 Pazar

Yazıp çizmek hakkında...

Yazar, düşüncelerini yazarken, okuyucularının kendi fikirleriyle donatılmasını ister; buna  bencillik de diyebiliriz: Bu, yazarın içine doğduğu dünyada kendini daha güvende hissetmesini sağlayacaktır -ki kendiyle aynı fikirde olanlarla bir çatışma söz konusu olmayacak ve olmayacağına da inanacaktır. Fakat, yazarın bu bilinçsizce (bazıları bilinçli olarak yapar bunu ve kendine bunu iş edinmiştir) davranışı, okuyuculara gerçek bir doğruyu yansıtıyor mu, yansıtmıyor mu, işte bunu, ürettiği eserler üstünde tartışarak bir sonuca varabiliriz.

Neresinden bakarsak bakalım, yazar, bencildir. Ya yukarıda dediğim gibi kensidiyle hem fikir olmamız adına fikirlerini empoze eder okuyucuya ya da yazar, oportünist davranır okuyucuya ve yazdıklarının satış grafiğini arttırarak maddi olanaklara kavuşmak ister.

Okuyucuların -ki bazen bizler de yazar oluruz- yazarları derin eleştiri yapabilecek kadar gerçekçi, felsefi ve edebi olmaları gerekir. Gerçekçilik, inatlaşma değildir; size sunulan gerçek doğruları, sizin yanlışlarınızla değiştirmeyi bilmek demektir.

Kendi adıma, şuan sahip olduğum doğrular, her an başka bir doğru ile değişebilceğini bilerek yaşamaktayım. Doğrularıma sarılıp, durağan bir ömür sürmek yerine, doğrularımı doğrulayan ya da yanlışlayan yeni bilgilere hevesle kucak açarak, dört gözle ve kulakla, gelen her türlü bilgiyi -ki sonuçta ister doğru ister yanlış olsun- beynimin içine alarak işlemeyi iş edindim kendime. Velhasıl hayat bu benim için...

Murat Dicle
12.01.2014